DÖRT MEZHEBE GÖRE NAMAZ



DÖRT MEZHEBE GÖRE NAMAZ


Taglis: Sabah namazını fecr-i sâdık doğarken, yani ortalık henüz karanlık iken kılmak.
Hanefi mezhebine göre, Sadece kurban bayramının ilk günü Müzdelife’de bulunan hacıların o günün
sabah namazını, ikinci fecir doğar doğmaz,(taglis) ortalık henüz karanlıkça iken kılmaları daha
faziletlidir.
Diğer üç mezhebe göre: Sabah namazını her zaman bu şekilde erken kılmak daha faziletlidir.
İkindi Namazının Vakti:
Ebû Hanîfe’ye göre her şeyin gölge uzunluğu, kendi uzunluğunun iki katına çıktığı andan itibaren,
Diğer üç mezhebe göre ise bir katına çaktığı andan itibaren başlar.
Niyet
Şâfiîler ve bazı Mâlikîler rükün sayarlar.
Hanefî mezhebine göre farz namazlar, vitir namazı, adak namazı ve bayram namazları için belirleme
şarttır.
İftitah Tekbiri
Diğer üç mezhebe göre: Rükün olarak değerlendirmiştir.
Hanefî mezhebinde rükün değil şart olmakla birlikte, rükünlere çok yakın oluşu sebebiyle bir rükün
gibi değerlendirilmesi ve rükünler arasında ele alınmıştır.
Kıraat
Hanefî mezhebinde: İmama uyan kişinin kıraat yükümlülüğü yoktur; kılınan namaz açıktan (cehrî,
âşikâre) okunan namaz ise imamı dinler, değilse susar.
Diğer üç mezhebe göre: Sessiz namazlarda:Kıraatin asgari miktarı her rek‘atta Fâtiha sûresinin
okunmasıdır. İlk iki rek‘atta Fâtiha’dan sonra Kur’an’dan bir sûre veya birkaç âyet daha okumak
(zamm-ı sûre) sünnettir. Bu mezheplerde kıraat, imam ve yalnız başına kılan için olduğu gibi imama
uyan için de geçerlidir. Bu durumda İmama uyan kişi Sessiz namazlarda: Fâtiha’yı ve ardından
eklenecek bir sûreyi okur.
Sesli namazlarda:
Şâfiîler’e göre: Sadece Fâtiha’yı okur ve susar.
Mâlikî ve Hanbelîler’e göre: Bir şey okumayıp sadece dinler.
Zelletü’l-karî (Okuyuş hataları ve dil sürçmesi.)
Şâfiî ve Hanbelîler’e göre: Fâtiha dışındaki okuyuşlarda kasıtlı olmamak şartıyla meydana gelen hata
sebebiyle namaz bozulmaz. Bu bakımdan, özellikle Fâtiha’yı hatasız öğrenmeye, doğru ezberleyip
doğru okumaya çalışmak iyi olur.
Şâfiî mezhebine göre: Besmele Fâtiha sûresinden bir âyet olduğu için, besmelenin okunması da kıraat
vecîbesinin bir parçasıdır, yani besmle namazın farzlarındandır.
Secde
Hanefî mezhebinde farz olan, alnın ve ayakların hiç değilse bir ayağın yere dayanmasıdır.
a) Burnun konması vâcip,
b) Ellerin ve dizlerin konması ise sünnettir.
2
Kaynak: TÜRKİYE DİYANET VAKFI YAYINLARI – İLMİHAL- 1. -CİLT – İMAN ve İBADETLER
Hazırlayan: Osman AÇIKGÖZ

Tercih edilen görüşe göre, bir ayağın sadece bir parmağını veya sadece üstünü yere koymak yeterli
değildir. Yine bir mazeret (özür) yokken alnı yere değdirmeden sadece burun üzerine secde yeterli
olmaz.
Şâfiî ve Hanbelî mezheplerinde, yedi uzvun (eller, ayaklar, dizler ve yüz) her birinin bir kısmının yere
değdirilmesi farzdır.
Şâfiîler’e göre avuç içlerinin ve ayak parmaklarının alt taraflarının yere gelmesi gerekir.
Mâlikî mezhebinde farz olan, secdenin alnın bir kısmı üzerinde yapılmasıdır. Özür sebebiyle bunu
yapamayan ima ile secde eder. Sadece burnun üzerine secde edilmesi yeterli değildir
Ka‘de-i Ahîre (Son oturuş)
Hanefîler’e göre: Son oturuştaki süre “teşehhüt” miktarıdır. Teşehhüt miktarı ise, “Tahiyyât” duasını
okuyacak kadar bir süredir.
Şâfiî ve Hanbelîler’e göre: Farz olan oturuş süresi teşehhüt miktarına ilâveten bir de Hz. Peygamber’e
salavat getirilebilecek (“Allahümme salli alâ Muhammed” diyecek) kadardır.
Mâlikî mezhebine göre: Farz olan, hiç değilse selâm vermeye elverişli bir süre oturmaktır.
Ta‘dîl-i Erkân
Ta‘dîl-i erkân, rükünleri düzgün, yerli yerinde ve düzenli yapmak demektir.
Diğer üç mezhebe göre: Ta‘dîl-i erkân, rüknün şartı olması itibariyle farzdır.

Hanefî mezhebine göre: (Ebû Hanîfe ve Muhammed’e göre) ise vâciptir.

NAMAZI BOZAN ŞEYLER
Mushaf’tan ezberinde olmayan bir âyeti okumak durumunda
Ebû Hanîfe’ye göre : Namaz bozulur.
Hanbelîler’e göre ezbere bilen için mekruh olmakla birlikte, Mushaf’tan okuyarak namaz kılmak
câizdir.
Cemaatle Namazın Hükmü
Cemaatle namaz kılmanın erkekler için
Hanbelîlere göre: Farz-ı ayın,
Şâfiîlere göre: Farz-ı kifâye
Hanefî ve Mâlikîler’e göre: Cuma namazı dışındaki farz namazları cemaatle kılmak, gücü yeten
erkekler için müekked sünnettir.
Vakit Namazlarda Cemaat Sayısı
Hanefî ve Şâfiîler’e göre: Cemaatin en az sayısı imam ve ona uyan olmak üzere iki kişidir.
İmama Uymanın Geçerlilik Şartları
Hanefîler’e ve Mâlikîler’e göre: Nâfile kılan muktedî, farz kılmakta olan imama uyabildiği halde, farz
namaz kılan (müfteriz) muktedî, nâfile namaz kılan (müteneffil) imama uyamaz.
Şâfiîler’e ve Hanbelîler’e göre: Farz kılan kişi, nâfile kılana uyabilir
3
Kaynak: TÜRKİYE DİYANET VAKFI YAYINLARI – İLMİHAL- 1. -CİLT – İMAN ve İBADETLER
Hazırlayan: Osman AÇIKGÖZ
Şâfiîler’e göre : Bir vaktin farz namazını kılmış olan kimse, yeniden başkalarına aynı vakit için
imamlık yapabilir. Kendi kıldığı nâfile olur.
Şâfiî bir imamın elinin kanadığını gören, daha sonra onun gidip abdest tazelemediğini de yakînen
bilen kişinin o imama uyması sahih olmaz. Çünkü kan akması Şâfiî mezhebine göre abdesti bozmaz.
Hanefî mezhebine göre: Bozar. Bu durumu kesin olarak görüp bildikten sonra, ona uyması sahih
olmaz. Uyacak kişi bu durumu yakînen bilmiyorsa, tahmine göre davranmayıp uyabilir. İsterse uyulan
kişi, Hanefî mezhebine göre abdesti bozan bir şey yapmış olsun.
Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre : İmamın namazı -kendi mezhebine göre- sahih olursa başka

mezhepten olan ve ona uyarak namaz kılan cemaatin de namazı -kendi mezheplerine uymasa bilesahih olur.

CUMA NAMAZI İLE İLGİLİ HÜKÜMLER
Cemaat Sayısı
Hanefîler: İmamın dışında 3(üç) kişi.
Şafîi ve Hambeliler: İmamla birlikte 40(kırk) kişi
Mâlîkiler: İmamın dışında 12(on iki) kişi olması şarttır.
İmam Şafîi’ya göre: Cuma namazını kıldıran kişinin yolcu olması durumunda, kendi dışında kırk kişinin
bulunması gerekir.
Mâlikîler’e göre: Cuma namazında imamın mukim olması şarttır.
Şehir
Hanefîler’e göre: Cuma namazı kılınacak yerleşim biriminin şehir veya şehir hükmünde bir yer olması
ya da böyle bir yerin civarında bulunması gerekir.
Şâfiîler’e göre : Cuma namazının insanların devamlı olarak oturdukları bir şehir veya köyün sınırları
içinde kılınması gerekir. Çölde veya çadırlarda yaşayanlar, yani belli bir yerleşim birimi içinde
oturmayanlar sayıca ne kadar çok olurlarsa olsunlar orada cuma namazı kılamazlar.
Mâlikîler’e göre : Şafilerle aynı görüştedirler. Bu bakımdan çadır vb. barınaklardan oluşan ve geçici
olarak oturulan yerlerde cuma namazı kılınamaz. Mâlikîler ayrıca, cuma namazı kılınacak yerde cami
bulunmasını da şart koşmuşlardır.
Hanbelîler’e göre : Cuma namazının kılınabileceği yerin en az kırk kişinin devamlı olarak oturduğu yer
olması şarttır.
Hutbenin Rüknü
Ebû Hanîfe’ye göre : Hutbenin rüknü yani temel unsuru Allah’ı zikretmekten ibaret olduğu için, hutbe
niyetiyle “elhamdülillah” veya “sübhânallâh” veya “lâ ilâhe illallah” demek suretiyle hutbe yerine
getirilmiş olur. Fakat bu kadarla yetinilmesi mekruhtur.
Ebû Yûsuf ve Muhammed’e göre : Hutbenin rüknü, hutbe denilecek miktarda bir zikirden ibarettir ki,
bu zikrin uzunluğunun da en az teşehhüd miktarı kadar yani Tahiyyât duası kadar olması gerekir.
4
Kaynak: TÜRKİYE DİYANET VAKFI YAYINLARI – İLMİHAL- 1. -CİLT – İMAN ve İBADETLER
Hazırlayan: Osman AÇIKGÖZ
*İmam Şâfiî’ye göre ise hutbenin beş rüknü vardır.

  1. Her iki hutbede (hutbenin her iki bölümünde) Allah’a hamdetmek.
  2. Her iki hutbede Peygamberimiz’e salavat getirmek.
  3. Her iki hutbede takvâyı tavsiye etmek.
  4. Hutbelerden birinde bir âyet okumak (âyetin birinci hutbede okunması efdaldir).
  5. İkinci hutbede müminlere dua etmek.
    Hanbelîler’e göre : Hutbenin rükünleri, sonuncu hariç, Şâfiîler’deki ile aynıdır.
    İmam Mâlik’e göre : Hutbenin rüknü, müminlere hitaben müjdeli veya sakındırıcı ifade taşımasıdır.
    Şâfiîler’e göre hutbe için niyet şart değildir.
    Mâlikîler’e göre de hatibin abdestli olması şart değil, hutbe için niyet de şart değildir.
    Zuhr-i Ahîr Namazı.
    Ebû Hanîfe’ye göre : Cumanın farzından sonra tek selâmla dört rek’ât.
    Şâfiî’ye göre : İki selâmla dört rekât.
    Cuma Vakti ve Cuma Namazıyla İlgili Bazı Meseleler.
    Hanefî mezhebine göre : Cuma namazına imam selâm vermeden önce yetişen kimse cuma namazına
    yetişmiş olur. Bu kişi imamın selâm vermesinden sonra namazını kendisi tamamlar.
    İmam Muhammed, Mâlik ve Şâfiî’ye göre : Cumaya yetişmiş sayılabilmek için en az bir rek‘atı imamla
    birlikte kılmak gerekir. Buna göre, imam ikinci rek‘atın rükûundan doğrulduktan sonra yetişip uyan
    kimse, namazını öğle namazı olarak dörde tamamlar.
    Alışveriş
    *Hanefîler’e göre :Cuma namazı ile yükümlü kişilerin cuma günü zeval vaktinden sonra hatibin
    minberde olduğu sırada alışveriş yapmaları tahrîmen mekruh olmakla birlikte yapılan alışveriş
    geçerlidir.
    Diğer mezheplere göre : Bu vakitte alışveriş yapmak haramdır ve bu esnada yapılan akdin geçerli

olmayacağı kanaati hâkimdir.

VİTİR NAMAZI
Ebû Hanîfe : Vitir namazının vâcip olduğunu söylerken
Ebû Yûsuf ve Muhammed ile diğer üç mezhep imamı bunun müekked sünnet olduğunu
söylemişlerdir.
Kunut duasını okumak
Ebû Hanîfe’ye göre: Vâciptir ve hangisi terkedilse sehiv secdesi gerekir
İmam Mâlik : Üç rek‘at vitir namazı kılmayı müstehap görmüştür. Bu üç rek‘atın arası selâmla
ayrılmalıdır, yani her birinde selâm verilmelidir. *Mâlikîler’e göre vitir bir rek‘at olarak da kılınabilir.
Hanefîler’e göre : Kunut duası sadece vitir namazında okunur.
5
Kaynak: TÜRKİYE DİYANET VAKFI YAYINLARI – İLMİHAL- 1. -CİLT – İMAN ve İBADETLER
Hazırlayan: Osman AÇIKGÖZ
Şâfiî ve Mâlik’e göre : Her zaman sabah namazının farzında rükûdan sonra ayakta Kunut duası
okunabilir.
Kunut duası,
Mâlikîler’e göre : Müstehap.
Şâfiîler’e göre : Sünnettir.
Sabah namazında Kunut duasını okuyan bir Şâfiî veya Mâlikî imama uyan Hanefî kimse, susup

bekleyebileceği gibi içinden Kunut duasını da okuyabilir.

BAYRAM NAMAZI
Hanefî mezhebinde : Cuma namazının vücûb şartlarını taşıyan kimselere vâciptir.
Şâfiî ve Mâlikîler’e göre : Müekked sünnet,
Hanbelîler’e göre : Farz-ı kifâyedir.
Bayram namazının sıhhat şartları
Hanefîler’e göre : Hutbe hariç, Cuma namazının sıhhat şartları ile aynıdır. Bayram namazında hutbe
sünnettir. Bayram namazından sonra okunur.
Şâfiîler’e göre : Kadınlar da bayram namazı ile yükümlüdürler. Şu var ki bu namazın cemaatle
kılınması şart olmayıp, münferiden de kılınabilir, fakat camide cemaatle kılınması daha faziletlidir.
Teşrik Tekbirleri
Ebû Hanîfe’ye göre : vâciptir.
Şâfiî ve Hanbelî mezhebine göre : Sünnet
Mâlikî mezhebine göre :Menduptur
Müekked Sünnetler
Şâfiî mezhebine göre : Müekked sünnetler, sabahın farzından önce iki, öğlenin farzından önce ve
sonra ikişer, akşamın farzından sonra iki ve yatsının farzından sonra iki olmak üzere toplam 10
rek‘attır. Cuma namazının farzından önce ve sonra kılınan ikişer rek‘at sünnet de müekked sünnettir.
Gayr-i Müekked Sünnetler
Hanifiler göre: İkindi namazının sünneti ile yatsı namazının ilk sünneti gayr-i müekkeddir.
Şâfiî mezhebine göre,

  • Öğlenin sünnetlerini dörder rek‘at kılmak,
  • İkindinin farzından önce dört rek‘at,
  • Akşamın farzından önce iki rek‘at namaz kılmak
    gayr-i müekked sünnet sayılmıştır. Cuma namazının sünnetlerini dörder rek‘at olarak kılmak da
    böyledir.
    Hanefîler’den farklı olarak Şâfiîler’de, yatsının farzından önce dört rek‘at sünnet yoktur, buna mukabil
    yine Hanefîler’in tersine olarak akşam namazından önce iki rek‘at sünnet vardır.
    Başlanmış nâfile namazın tamamlanması gerekir.
    Hanefîler’e göre :Başlanmış nâfile namaz herhangi bir nedenle bozulacak olursa kazâ edilmesi vâcip,
    6
    Kaynak: TÜRKİYE DİYANET VAKFI YAYINLARI – İLMİHAL- 1. -CİLT – İMAN ve İBADETLER
    Hazırlayan: Osman AÇIKGÖZ
    Şâfiîler’e göre : Bozulan nâfile namazın kazâ edilmesi gerekmez.
    Mâlikîler’e göre : Farzdır
    Hanefîler’e göre : İki veya dört rek‘atta bir selâm verilebilir.
    Şâfiîler’e göre : Nâfile namazlarda iki rek‘atta bir selâm vermek sünnet
    Tahiyyetü’l-mescid
    Kerâhet vakitlerinde mescide giren kimsenin bu namazı kılması
    Hanefîler’e ve Mâlikîler’e göre : Mekruhtur.
    Şâfiî mezhebine göre : Mescide ne zaman girilirse girilsin bu namazın kılınması müstehaptır.
    *Cuma vakti hatip hutbedeyken mescide giren kimse
    Hanefî ve Mâlikîler’e göre : Tahiyyetü’l-mescid kılamaz.
    Şâfiîler’e ve Hanbelîler’e göre :Uzatmamak ve iki rek‘atı geçmemek şartıyla bu durumda tahiyyetü’lmescid kılınır.
    Mescide girildikten sonra tahiyyetü’l-mescid kılmadan oturulursa
    Hanefî ve Mâlikîler’e göre :Bu namaz, yine de kılınabilir; ancak oturmadan önce kılmak daha
    faziletlidir.

Şâfiîler’e göre : Eğer kişi kasten oturmuşsa bu namaz sâkıt olur (düşer).

SEFERİLİĞİN HÜKÜMLERİ
Hanefîler : bir ruhsat değil bir azîmet(yapılması zorunlu) hükmü olduğunu ileri sürerek bu konuda
yolcuya tercih hakkı tanımamış ve kısaltmanın vâcip olduğunu söylemişlerdir.
Mâlikîler’e göre : Seferde namazı kısaltarak kılmak müekked sünnettir.
Şâfiî ve Hanbelîler’e göre :Yolculukta namazları kısaltarak kılmak bir ruhsat olup, kullanıp
kullanmamak kişinin tercihine bırakılmıştır.
Seferiliğin Süresi ve Mesafesi
Hanefîler :Mesafe, Yaklaşık 90 kilometre.
Süresi: 15 günden az kalmaya karar vermişse yine misafir sayılır. Gittiği yerde onbeş gün veya daha
fazla kalmaya niyet ederse misafirlikten çıkar.
Şâfiî ve Mâlikîler’e göre :Yolcu bir yerde dört gün kalmaya niyet ederse namazlarını tam kılar.
Hanbelîler’e göre : Dört günden fazla veya yirmi vakitten fazla kalmaya niyet ederse namazlarını tam

kılar.

İKİ NAMAZI BİR VAKİTTE KILMAK (CEM )
Ebû Hanîfe :Arefe günü Arafat’ta birlikte kılınan öğle ve ikindi namazının cemaatle kılınmasını şart
koşar.
7
Kaynak: TÜRKİYE DİYANET VAKFI YAYINLARI – İLMİHAL- 1. -CİLT – İMAN ve İBADETLER
Hazırlayan: Osman AÇIKGÖZ
Diğer üç mezheb: Bu şartı aramazlar.
Arefe günü Arafat’ta öğle ile ikindi namazı cem’ ile kılınırken bir ezan okunur, fakat iki namaz için ayrı
ayrı kamet getirilir. Her iki namazında sünnetleri kılınmaz.
Müzdelife’de ise akşam ile yatsı namazı tek ezan ve tek kamet ile kılınır. Her iki namazında sünnetleri
kılınmaz. Arada sünnet kılınmışsa yatsı için tekrar kamet getirilir.
Not: Hanefî mezhebinde, hac zamanında Arafat ve Müzdelife’deki cem‘in dışında, iki namazın bir
vakitte cemedilmesi câiz görülmez.

Diğer mezheplerde cem‘, belirli sebep ve şartlarla câiz görülmüştür.

KAZÂ NAMAZLARININ İFA ŞEKLİ
Hanefîler’e göre : Kazâya kalmış bir namaz, vakti içinde nasıl eda edilecek idiyse daha sonra kazâ
edilirken o şekilde kılınır.
*Meselâ seferde iken dört rek‘atlı bir namazı kaçıran kimse bunu ister seferde isterse aslî vatanına
döndükten sonra kazâ etsin, iki rek‘at olarak kılar. Aynı mantığın gereği olarak, normal zamanda
kazâya kalmış olan dört rek‘atlı bir namazı sefer esnasında kazâ edecek olan kişi de sefer haline
bakılmaksızın bu namazı dört rek‘at olarak kaza edecektir.
Şâfiî ve Hanbelîler’e göre : Kazâ namazı kılınırken, kazânın yapılacağı yer ve zaman dikkate alınır.
Seferî olan kimse kazâya kalmış dört rek‘atlı namazı iki rek‘at olarak kazâ eder. Bu namazın seferde
veya ikamet halinde iken kazâya kalmış olması, hükmü değiştirmez. Seferde kazâya kalan namaz da,
ikamet halinde kazâ edilince dört rek‘at olarak kılınır. Çünkü kısaltmanın sebebi olan yolculuk

kalkmıştır.

SEHİV SECDESİ İLE İLGİLİ MESELELER
Hanefîler’e göre : Vâciptir. Sehiv secdesi gerektiği halde bunu yapmayan kişi günah işlemiş olur; fakat
namazı bâtıl olmaz.
Mâlikî ve Şâfiîler’e göre :Sehiv secdesi namazın sünnetlerinden bir veya birkaçının terkedilmesi
durumunda yapıldığı için, sehiv secdesi yapmak sünnettir.
Hanbelîler’e göre :Sehiv secdesi duruma göre bazan vâcip, bazan sünnet, bazan da mubah olur.
Meselâ namazın bir sünnetini terketmekten dolayı sehiv secdesi yapmak mubahtır.

Şâfiî ve Ahmed b. Hanbel’e göre : Sehiv secdesi selâmdan hemen önce yapılır.

TİLÂVET SECDESİ
Hanefîler’e göre: Vâcip,

Diğer üç mezhebe göre: Sünnettir.

8
Kaynak: TÜRKİYE DİYANET VAKFI YAYINLARI – İLMİHAL- 1. -CİLT – İMAN ve İBADETLER
Hazırlayan: Osman AÇIKGÖZ
CENAZE İLE İLGİLİ HÜKÜMLER
Hanefi Mezhebine Göre: **Bir kadın vefat eden kocasını yıkayabilir. Çünkü kadın iddet
bekleyecektir. Bu iddet çıkmadıkça evlilik devam ediyor sayılır.
Fakat koca, ölmüş karısını yıkayamaz. Çünkü erkeğin iddet beklemesi gerekmez, karısı ölünce
aralarındaki evlilik bağı kalkmış olur. Ancak yıkayacak kimse bulunmadığı takdirde, koca karısına
teyemmüm verir.
Diğer üç imama göre: Koca karısını yıkayabilir
Cenaze Namazında Fatiha’nın Okunması
Hanefîler :Kur’an tilâveti niyetiyle okunmasını tahrîmen mekruh sayar, fakat dua niyetiyle
okunmasında sakınca görmezler.
Şâfiîler’e göre :Fâtiha, diğer namazlarda olduğu gibi, cenaze namazında da bir rükündür. İlk tekbirden
sonra okunması daha faziletlidir.
Hanbelîler’e göre : Fâtiha, bir rükün olup ilk tekbirden sonra okunması vâciptir.
Mâlikîler’e göre : Fâtiha’nın okunmaması daha iyi olup okunması tenzîhen mekruhtur.
Gaip yani orada bulunmayan bir cenaze üzerine namaz
Hanefî ve Mâlikî fakihleri : Kıble yönünde sapma meydana geleceği gerekçesiyle, gaip yani orada
bulunmayan bir cenaze üzerine namaz kılmayı câiz görmezler.
Şâfiîler’e göre : Gaip üzerine cenaze namazı kılınabilir.
Çünkü Peygamberimiz Necâşî’nin namazını bu şekilde kılmıştır.
Hanbelîler’e göre : Aradan bir ay geçmedikçe gaip üzerine cenaze namazı kılınabilir.
Telkin.
Mâlikîler’e göre: Telkin, ölüm döşeğinde iken verilir; gömüldükten sonra telkin vermek ise
mekruhtur.
Hanefî mezhebinde :Mükelleflik yaşına girdikten sonra ölen kimsenin mezarı başında telkin verilmesi
meşrû görülmüştür.
Şâfiîlere göre: Telkin yapılması müstehaptır.

Hanbelîler: Bir kısım fıkıhçılara göre telkin yapılması müstehaptır.

ŞEHİTLERLE İLGİLİ HÜKÜMLER
Hanefîler : Şehidler yıkanmaksızın, kanlı elbiseleriyle defnedilir, elbiseleri onların kefeni yerine geçer.
Üzerindeki silâh ve başka ağırlıklar alındıktan sonra cenaze namazı kılınarak defnedilir.
Diğer üç mezhebe göre :Şehidlerin yıkanmasına gerek olmadığı gibi üzerlerine cenaze namazı
kılınmasına da gerek görülmemesi, yine şehidin elde etmiş olduğu yüksek pâye ile ilgilidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.